TaRiH HaBeR SiTeSi

GELECEĞE IŞIK TUTAN SİTE

Saturday, May 19th

Son Güncelleme11:33:47 PM GMT

Haberler

Burdasınız Farklı Tarih Toplumsal Tarih Amaç iki dil mi, iki devlet mi?
 

Amaç iki dil mi, iki devlet mi?

e-Posta Yazdır PDF

F6B_diyarbakir-kurtcetabelaSon günlerde BDP'liler hedeflerine ulaşmak için yeni bir tartışmanın fitilini daha ateşlediler ve "İki Dil" tartışmasını başlattılar. Hedeflerinde bağımsızlık olan BDP'liler, bunu Türkiye'nin bugünkü şartları içerisinde tam olarak dillendirememekteler. Ancak Türkiye'de bu ortamı oluşturmak için de her gün ortaya yeni bir tartışma başlatıp halkı bu konuları konuşur ve tartışır hale getirmekteler.

BDP'nin iki dil tartışmasının arka planında, bağımsız devlet olma düşünceleri yatmaktadır. Onlar iki dil değil, iki devlet istemektedirler. Osmanlı Devleti'nde Mebusan Meclisinde Ermeniler, Rumlar, Araplar varken olduğu halde tek resmi dil kullanılmıştır, TÜRKÇE.

 

 Tarihçi Erhan Afyoncu, son dönemde gündemde olan iki dil konusuna çarpıcı bir örnekle yaklaşıyor...

Türkiye iki dilli bir yapıya götürülmeye çalışılıyor. Ancak onlarca milletten oluşan Osmanlı İmparatorluğu'nda bile resmi dil Türkçe olmuş, Meclis çalışmalarında da Türkçe'den başka dil kullanılmamıştı.

Başta anadilde eğitim, iki dilli yapı gibi bazı meselelerin oturup çok ciddi olarak tartışılması ve Türkiye'nin geleceğinin planlanması gerekiyor. Birçok yazar meseleleri doğru bir şekilde ele almıyor ve yanlış bilgilerle kamuoyunu yanıltıyor.

OSMANLI'NIN RESMİ DİLİ TÜRKÇE

İkinci Abdülhamid tahta çıktıktan sonra Avrupa tarzında ilk anayasamız yapılmıştı. İlk anayasamızın 18. maddesi, "Devletin resmi dili Türkçe'dir ve Osmanlı fertlerinden her birinin devlet hizmetinde istihdam olunmak için resmi dili bilmesi şarttır" şeklindeydi. Bu anayasa maddesiyle devlet görevlerinde Türkçe'den başka dil konuşulmayacağı ve devletin resmi dilinin Türkçe olduğu açıkça ifade edildiği gibi bu durum anayasa teminatı altına da alınmıştı.

TÜRKÇE ÖĞRENİN

Meclis açıldıktan sonra devletin resmi dili Türkçe olmasına rağmen Ermeni ve Rumlar kendi dillerinin de resmi dil olarak kullanılması için uğraştılar. Milletvekili olmak için Türkçe bilmek zorunluydu. Bu şartın değişmesi için, özellikle Arabistan'dan gelen vekiller teklifte bulundular. Bu talebe karşı dönemin önde gelen devlet adamlarından Ahmed Vefik Paşa "Gelecek seçime 4 yıl var. Akılları varsa bu süre içinde Türkçe öğrenirler" cevabını vermişti.

1908'de İkinci Meşrutiyet'in ilânından sonra toplanan Meclis'te de farklı milletlerden birçok milletvekili bulundu ancak ikinci Meclis çalışmalarında da Türkçe'den başka dil kullanılmadı.

İKİNCİ ABDÜLHAMİD ARNAVUTÇA HUTBEYE İZİN VERMEMİŞTİ

Osmanlı döneminde Müslümanlar'ın bir bütün olması siyaseti izlenmişti. Türkiye'nin önde gelen tarihçilerinden Vahdettin Engin'in bulduğu bazı belgeler İkinci Abdülhamid'in bu birliğin bozulmaması için Arnavutça hutbeye bile izin vermediğini ortaya çıkarmıştı.

Arnavutlar'ın yaşadığı İşkodra'da imparatorluğun son yıllarında hutbe okunurken yeni bir âdet başlamıştı. Cuma hutbesi Arapça okunduktan sonra imam Arnavutça anlamını cemaate söylüyordu ancak bu uygulama bir müddet sonra din adamlarını ve halkı ikiye böldü. Hatta iş tarafların silahlı olarak camiye gelmesine kadar gitti.

Bu gelişmeler üzerine 1891 Temmuz'unda mesele İstanbul'a soruldu. Şeyhülislâm, hutbenin Arapça olarak okunduktan sonra cemaate Arnavutça mealinin de okunmasında bir sakınca

olmadığı şeklinde görüş bildirdi. Hükümet de şeyhülislâmın görüşü doğrultusunda, Arnavutça hutbe okunabileceği kararına vardı. Fakat bu aşamada İkinci Abdülhamid duruma müdahale etti.

İkinci Abdülhamid'in esas endişesi, ülke bütünlüğünü tehlikeye düşürecek birtakım gelişmelerin yaşanması idi. Yani padişaha göre işin siyasi bir boyutu da vardı ve esas olarak bunun gözardı edilmemesi lazımdı.

Padişah hükümete gönderdiği yazıda şu konuların üzerinde durmuştu: "Kur'an'ın halkın anlayabileceği dilden vaizlerce izah edilmesi ile cuma hutbesinin Arnavutça okunması birbirinden ayrı şeylerdir. Bildiğiniz gibi, bir süre önce Arnavutlar siyasi amaçlı bir örgüt kurdular. Bunlar Arnavutça'yı ıslah etmek gibi gerekçelerle Arnavutça eğitim yapmak istiyorlar. Bu amaçla Latin harfleriyle yazılmış alfabe kitapları hazırladılar. Cuma hutbesinin cemaate Arnavutça okunması meselesinin gündeme getirilmesi de söz konusu maksatlara hizmet etme amacını taşımaktadır. Bunun önü alınmadığı takdirde, Arnavutça bütün kitaplar Latin alfabesi ile yazılmak istenecek, bu talep giderek Kur'an-ı Kerim'in de Latin harfleri ile yazılması gibi vahim bir netice doğuracaktır."

Padişahın bu müdahalesi üzerine hükümet cuma hutbesinin Arapça okunmaya devam edilmesi yönünde karar verdi...

ALMANYA'DA ANADİLDE EĞİTİM YOK

İki ay önce bir yazarımız Almanya'nın Bottrop belediyesi yetkilileri ile konuştuğunu ve 140 bin nüfuslu şehirde 100 anadil konuşulduğunu öğrendiğini, ayrıca 20 öğrenciye varan bir talep varsa, eyalet yönetiminin anadilde eğitimi sağlama yükümlülüğünde olduğunu yazdı. Almanya'da anadilde eğitim yapılmadığını bildiğim halde yine de emin olmak için konuyu araştırdım.

Almanya'da Almanca birinci eğitim dilidir, anadil ise çocukların birinci yaşantı, tecrübe ve sosyalleşme dilidir. Almanya'da menşe dilde yapılan dersler, haftada en fazla beş saattir. Aynı dili konuşan en az 10 öğrenci kayıt yaptırmışsa ders açılır. Menşe dilde yapılan dersler, zorunlu dersler gibi, sınıfın geçilmesi ve okulun bitirilmesi üzerinde etkili değildir.

Okullar, anadilleri Almanca olmayan öğrencilerin entegrasyonu için Almanca'yı öğrenmelerini sağlayacak dil kursları sunarak teşvik ederler. İlkokula kayıt sırasında çocuğun Almanca seviyesi yine test edilir ve yetersiz görülürse, çocuk bir yıl boyunca Almanca dil destek kursuna gitmek zorundadır.

Almanya'da anadilde eğitim yoktur ve eğitim dili Almanca'dır.



Bu yazı TaRiH HaBeR SiTeSi tarafından şu tarihte yayınlanmıştır Cumartesi, 19 Mayıs 2012.

DIGER YAZILARI OKUMAK ICIN TIKLAYIN

Yorum ekle

Söz sizde!
* tarihhaber.com üyesiyseniz hemen yorum yapabilirsiniz.
* Henüz üye olmadıysanız yorumunuz yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlancaktır.
* Hemen yayınlansın istiyorsanız lütfen üye olunuz.
* Ahlaki kurallar çerçevesinde yorumlarınızı yazınız.
*******
Not:
* Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Tarih Habe Sitesi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir.
* Sitemizdeki yayınlanan köşe yazıları, araştırma ve makaleler sitemizin değil, yazarının görüşlerini yansıtır.
* Yanlış bilgi verildiğini düşünüyorsanız, kendinizi tanıtıcı bir bilgi eşliğinde yazılarınızı gönderdiğiniz takdirde, yazınız www.tarihhaber.com sitesinde yayınlanacaktır.


Güvenlik kodu
Yenile

Share/Save/Bookmark PAYLAŞ