Mevlana 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesinin Belh şehrinde doğmuştur. Babası Bahaeddin Veled’dir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun’dur.
Mevlana, insan düşüncesine yepyeni bir mesaj veren ve İslam düşünürlerinin fikir sistemlerini ruh, akıl ve sevgi üçgeninde sunan; insanlığa ahlak, din ve ilim yolunda heyecan katarak yeni ufuklar açan müstesna bir kişilik, yol gösterici bir ışık, aşkta usta bir şahsiyettir.
Gönüller sultanı Mevlana aşkın kemalidir; ama yalnız aşkın mı? Hayır… O tüm güzelliklerin kemalidir ilmin de, hikmetin de, aklın da… “Mevlana, tanınmış mutasavvıflar içinde, aşk sırrını en iyi anlatanların sultanıdır.” diyor Ahmet Kabaklı ‘Mevlana’ adlı eserinde ve ispatı olarak da Mevlana’nın şu sözlerini not düşüyor: “Aşk iki âleme de yabancıdır; aşkta yetmiş iki türlü divanelik vardır. Aşk, pek gizlidir ama şaşkınlığı meydanda… Padişahların canları bile ona hasret çekmektedir. Aşk dini, aşk mezhebi yetmiş iki şeriatın da dışındadır. Padişahların tahtları, aşka göre alelade bir tahta parçasından ibarettir. Aşk çalgısı, sema vaktinde şunu çalar: kulluk bir bağdır, efendilik baş ağrısı. Şu halde aşk nedir? Yokluk deryası… Aklın ayağı orada kırıktır. Kulluk da malum, sultanlık da… Âşıklık bu iki perdenin ötesinde gizlidir.
| Dim lights Embed Embed this video on your site |
Ey can! Pek sarhoşsun, kendinden geçmiş, perişan ve harap olmuşsun… Âşıksın, sarhoşsun, dilin açılmış… Allah Allah! Sen oluk üstünde bir deve olmuşsun.
Dil, onun sırrından, onun nazından bahse kalkıştı mı Gök: “Ey hakikatini güzelce örten Tanrı!” demeye başlar. Fakat aşkı örtmek nedir? Ateşi yün ve pamuk içinde gizlemektir. Ne kadar örtersek o kadar meydana çıkar. Ben onu örtmeye kalkıştıkça o, bayrak gibi baş kaldırır, işte buradayım der…” (Mesnevi, C.3) Aşkı böylesine güzel anlatan Mevlana aşkta zirveye, doyuma varmıştır.
Ondaki ilahi aşkın parıltıları insan üstüne aksedince de insanı ölümlü ile ölümsüzü, iyi ile kötüyü, ilahi ile beşeri yani her şeyi zıttı ile benliğinde toplayan bir birleştirici olarak görmüştür. İnsan varlık ağacının meyvesidir. İnsan hem eşref-i mahlûkat (yaratılmışların en şereflisi) hem de nüsha-i kübradır (Allah’ın bir küçük örneği). . Bir rubaisinde şöyle seslenir: “Suret, suretsizlikten meydana geldi. Varlık peteğini ören arıdır. Arıyı vücuda getiren, mum ve petek değildir.” Mevlana din, dil, ırk ayırmayan, her şeyi ve herkesi Allah’ın bir parçası olarak gören hoşgörü timsalidir. İnsana bu derece saygı duyan Mevlana’nın şüphesiz Şems’e beslediği muhabbet hiçbir örnekle, hiçbir kıyasla kolay kolay açıklanamaz. Ahmet Kabaklı: “Onlardan hangisi mürittir hangisi mürşit ve hangisi âşıktır, hangisi maşuk. Bunun belli olmadığı ahir zamana kadar sürecektir. Sükûnete ve üstatlığa vardığı farz edilen Mevlana, Şems’in zuhuru ile her bildiğini, hatta kişiliğini inkâr edecek, adeta ölmüş de yeniden dirilmişçesine, hiç’ten başlayacak, bu sefer zamanın kutbu olacaktır.” diyor. Mevlana ile Şems arasındaki bağı daha da somutlaştıracak olursak: Şems Mevlana’ya: “Allah’ıma kasem ederim senin gibi bir Muhammed yürekli, bir gönül alıcı sultan, bu dünyaya ne gelmiştir ne de gelecektir.” Diyordu.
Mevlana da Şems’e şiir diliyle gönülden sesleniyordu: “Ülkenin zahidiydim, mimber sahibiydim. Gönül rızası ile el çırpan bir âşık haline getirdin beni.”
Mevlana artık ne evvelki gibi müritleriyle birleşiyor, ne de talebelerine ders veriyordu. Onca bildiği şeyleri dahi bir kenara itmiş Şems’in rüzgârına kapılmıştı. Mevlana’nın oğlu Sultan Veled: “Herkes kendisine (Mevlana’ya) uyuyordu, o Şems’e uydu. Aslında o da Şems tabiatındandı. Böyle can yoluyla Canlar Canı’na kavuşmuş oldu.” diyor “İbtida-name” adlı eserinde.
Ansızın Mevlana’nın hayatına giren Şems yine ansızın hayatından çık(artıl)mıştır.
Velhasıl, Mevlana asil ve yüce bir üstat’tır. Tek başına bir sistemdir, bir hayat ve bir düzendir. Ahlakı, ilmi, sevgisi, kişiliği ve her şeyi ile yüceliği öğreten bir değerdir.
“O aşkın ve aklın en yüksek öğesi ve gerçeğidir.”
ONU gerçekten anlayabilmek dileğiyle…
(Kaynaklar: Ahmet Kabaklı – Mevlana)
ŞEYMANUR UZUN

















PAYLAŞ