TaRiH HaBeR SiTeSi

GELECEĞE IŞIK TUTAN SİTE

Tuesday, May 22nd

Son Güncelleme06:13:38 AM GMT

Haberler

Burdasınız T-Gündemi dünya Gladstone ile birlikte İngiltere'nin değişen Osmanlı tavrı
 

Gladstone ile birlikte İngiltere'nin değişen Osmanlı tavrı

e-Posta Yazdır PDF

abdulhamit1111877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ve akabinde imzalanan Berlin Antlaşması, Avrupalılar’ın, bilhassa da bu savaşa kadar çıkarları gereği Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünden yana olan İngiltere’nin, Osman Devleti’ne yönelik politik tavırları ile ilgili önemli bir dönüm noktasını teşkil etmektedir.

Nitekim Berlin Antlaşması’nın üzerinden çok geçmeden, İngiltere’nin Ermeni meselesini uluslar arası platforma taşıma çabası ve Ermeni meselesinin arkasındaki en büyük siyasi güç olarak belirmesi, İngiltere’nin Osmanlı Devleti’ne olan sadakat ve bağlılıklarını bir tarafa bırakarak, bir ihanet girdabının içine doğru sürüklendiğini göstermektedir.

 

Osmanlıyı barbar, hıristiyanı boğazlanan gösteren bir karikatürdeki Abdülhamid tiplemesi

Nisan 1880 tarihinde İngiltere’de yapılan seçimleri, Müslüman düşmanlığı ile temayüz etmiş olan Liberal Parti’nin lideri William Edward Gladstone(Gladston) kazanmış ve Gladstone’nun başbakan olmasıyla birlikte, İngiltere’nin Osmanlı Devleti’ne yönelik politik tavrı tamamen değişmiştir. Artık İngiltere, Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünün korunmasından yana değil, aksine bozulmasından; hatta Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından yana bir tavır almaya başlamıştır. Konuyu biraz daha açarsak; İngiltere artık, Rusya’nın güneye inme tehlikesini Osmanlı Devleti vasıtasıyla değil, bizzat kendi somut tedbirleri ile önlemeye karar vermiştir. Bu somut tedbirler ise kendini iki şekilde göstermiştir: İlki, Osmanlı Devleti topraklarının bir kısmının kontrolünü doğrudan doğruya kendi eline almaktı ki, 1878’de Kıbrıs’a yerleşmesi, 1882’de de Mısır’ı işgal etmesi bu somut tedbire örnek teşkil etmektedir. İkinci somut tedbir ise, Rusya’ya karşı bir set oluşturmak üzere, Doğu Anadolu’da, bir Ermeni devletinin kurulmasını desteklemesidir. Yani İngiltere, Osmanlı Devleti toprakları üzerinde kendine bağlı devletler kurma politikasını benimsiyor ve bu şekilde de, Osmanlı Devleti’nin toprakları üzerinde, dolaylı veya dolaysız olarak, onun yerini almak ve böylece Rusya’yı engellemek istiyordu.

Sultan II. Abdülhamid’e gelince, Gladstone’un tam zıddı bir tavırla İngiliz emperyalizminin tehdidi altında kalan bütün İslam ülkelerini Halife’nin kutsal gücü etrafında birleştirerek İslam Birliği’ni gerçekleştirme çabası içine girmişti. Bu şekilde Gladstone’un Osmanlı Devleti’ni parçalama politikalarını etkisiz kılmaya çalışan siyasal İslamcı bir Osmanlı Sultanı olarak ortaya çıktı. Dolayısıyla büyük Haçlı Birliği’ne karşı büyük İslam Birliği’nin gerçekleştirilmeye çalışılması Sultan II. Abdülhamid’in devlet idaresindeki temel politikası haline gelmişti.

William Edward Gladstone (1809-1898) Sultan Abdülhamid (1842-1918)

1892 yılına gelindiğinde, bizzat Gladstone’nun marifetiyle Osmanlığı düşmanlığı İngiltere sokaklarına kadar taşınmıştı. Öyleki, Osmanlı Devleti’nin, “büyük Hıristiyan düşmanı, çok eşliliğin ve köleliğin doğduğu yer, katliam ve tecavüzün uygulandığı bir ülke” olarak bahsedilmesinde Gladstone’nun büyük rolü olmuştur. 1893’lü yıllarda ise, Bulgar ve Ermeniler için çalışan İngiliz kamuoyu grupları, bu amaçlar doğrultusunda komiteler kurmuştu. II. Abdülhamid’in maddi yardımda bulunduğu “Liverpool İslam Cemiyeti” fanatik İngilizler tarafından saldıra uğramış ve bu düşmanlık, kitaplara, basın organlarına, tiyatro sahnelerine kadar taşınarak, İngiliz kamuoyunda “Barbar Türk, Kurban-lık Hristiyan” efsaneleri hep canlı tutulmaya çalışılmıştı.

Ekim 1893 tarihinde Londra’da Don Juan Tiyatrosu’nda sahnelen bir oyun, bu düşmanca kampanyanın, Abdülhamid’in şahsını hedef alacak kadar saldırganlaştığının da en büyük ispatıdır. Osmanlı Devleti, Dışişleri Bakanlığı nezdinde, bu tür oyunları protesto etmiş ve ilgili yerlere yazılar göndermiştir. Osmanlı Devleti’nin bu teşebbüslere olumlu sonuçlar vermiş ve 7 Ekim 1893’te verilen teminattan sonra, aksi bir durum meydana gelmemiştir.

 Nejdet Sevil-Tarih Servisi/Dünya Bülteni

Kaynaklar:

Ahmet Uçar, “Batılı Küstahlığa Osmanlı Tavrı”, Tarih ve Düşünce Dergisi, Mart 2006, Sayı 64.

Taha Niyazi Karaca, Büyük Oyun, İstanbul, 2011.

Fahir Armaoğlu, 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1789-1714), Ankara, 1997.



Bu yazı TaRiH HaBeR SiTeSi tarafından şu tarihte yayınlanmıştır Salı, 22 Mayıs 2012.

DIGER YAZILARI OKUMAK ICIN TIKLAYIN

Yorum ekle

Söz sizde!
* tarihhaber.com üyesiyseniz hemen yorum yapabilirsiniz.
* Henüz üye olmadıysanız yorumunuz yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlancaktır.
* Hemen yayınlansın istiyorsanız lütfen üye olunuz.
* Ahlaki kurallar çerçevesinde yorumlarınızı yazınız.
*******
Not:
* Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Tarih Habe Sitesi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir.
* Sitemizdeki yayınlanan köşe yazıları, araştırma ve makaleler sitemizin değil, yazarının görüşlerini yansıtır.
* Yanlış bilgi verildiğini düşünüyorsanız, kendinizi tanıtıcı bir bilgi eşliğinde yazılarınızı gönderdiğiniz takdirde, yazınız www.tarihhaber.com sitesinde yayınlanacaktır.


Güvenlik kodu
Yenile

Share/Save/Bookmark PAYLAŞ