TaRiH HaBeR SiTeSi

GELECEĞE IŞIK TUTAN SİTE

Wednesday, May 23rd

Son Güncelleme06:13:38 AM GMT

Haberler

Burdasınız T-Sayfalar osmanli “Padişahım! Lütuf ve inayetle idam fermanımı çıkar!"
 

“Padişahım! Lütuf ve inayetle idam fermanımı çıkar!"

e-Posta Yazdır PDF

Şehzadeliklerinde sağlam muhabbete sahip iki amcazade. Ancak biri tahta, diğeri veliahtlığa yükselince iş değişiyor. İpleri kopartansa Abdülmecid’in Yıldız Sarayı’na gönderdiği üç mektup... Peki, mektuplarda ne yazıyordu?

 

 

Birinci Dünya Savaşı sonrası sıkıntılı günler. Galipler Osmanlı Devleti’ne ağır sulh şartları sunuyor. Padişah VI. Mehmed Vahideddin’in sadrazamı Damat Ferid Paşa isteklerin kayıtsız kabulü için Sultan’ı iknaya çalışıyor. Veliaht Abdülmecid Efendi durumdan rahatsız. 1919 Haziran’ı başında Yıldız Sarayı’na bir mektup gönderiyor: “Barış şartları Türkiye’nin ölüm fermanı ve İstanbul’un tabii sınırlarını tahrip ediyor.” Veliaht, hükûmetin Anadolu’daki milliyetçilerle mücadele etmesine de karşı. Saray’dan ses çıkmayınca 16 Temmuz’da ikinci mektubunda çözüm için yedi maddelik bir plan sunuyor. Vesika basına ‘veliahdın sultana muhtırası’ diye sızıyor. Ancak yine cevap yok.

16 Eylül 1920’de veliaht son defa kaleme sarılıyor. Sarayının Damat Ferid emriyle kuşatılmasından ve dışarı çıkışına izin verilmemesinden muzdarip. Veziri ağır ifadelerle Sultan’a şikâyet ederken, Vahideddin’e de üslubunca lafı dokunduruyor: “Padişahım! Lütuf ve inayetle idam fermanımı çıkar! Artık bu dayanılmaz durumu ve kötü sonuçları görmemekle mesut olayım.”

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ali Satan’ın ‘Son Halife Abdülmecid Efendi’ başlıklı kitabında yer verdiği mektuplar bir devre ışık tutuyor.

KOPMA NOKTASI DAMAT FERİD SİYASETİ

Sultan Vahideddin ile Halife Abdülmecid Efendi arasındaki ‘çekişme’ senelerdir, hanedanın son döneminde ortaya çıkan Mecidîler-Azizîler ikilemi ekseninde ele alınıyor. Ancak meselenin farklı boyutları da var. Şehzadeliklerinde birlikte ava çıkacak, akşamları sarayda fasıl dinleyecek kadar birbirine yakın ikili için kırılma süreci Vahideddin’in tahta, Abdülmecid’in de veliahtlığa yükselmesiyle başlıyor. İngiliz hayranı Damat Ferid Paşa’nın 1918 sonrası teslimiyetçi siyasetine ses çıkarmayan yeni padişahın tavrı veliahtça eleştirilir. Haziran 1919’da Sultan’a yazdığı mektuba bu durum yansır. Ancak o, Damat Ferid nezdinde Anadolu milliyetçileriyle diyaloğu savunduğundan mimlidir. İlk başvuruya cevap çıkmayınca 16 Temmuz tarihli ikincisi kaleme alınır. Abdülmecid durumun düzelmesi için yedi madde sıralar: Hilafet ve saltanat makamı hiçbir partiye meyil göstermemeli. Tüm sorumluluğu üstlenmek doğru değil; bu sebeple millet iradesi için seçimler gerçekleşmeli. Parti düşmanlıkları ortadan kaldırılmalı. Tecrübeli devlet ricalinden danışma kurulu oluşturulmalı. Genel af ilan edilmeli. Anadolu ile diyaloğa geçilmeli. Tefrikalara son vermek için güç kullanma pahasına İslamlar tek kitle hâline getirilmeli. Ancak plan dikkate alınmaz.

Gergin ortam padişahın kızı Sabiha Sultan’ın, veliahtça, oğlu Ömer Faruk Efendi’ye istenmesiyle kısmen yumuşar. Fakat uzun sürmez. Abdülmecid’in Ankara’ya davet edilmesi ve Damat Ferid’in de gideceği şüphesiyle sarayını İngilizlerin isteğiymiş gibi gösterip kuşattırması sinirleri gerer. Hâlihazırda Orhan Koloğlu arşivinde bulunan, 16 Eylül 1920 tarihli mektupta Abdülmecid, Damat Ferid’i aleni suçlar. Üslubunu bozmamaya gayret etse de padişaha kırgınlığını da gizlemez: “Nasıl oluyor da siz bu zekânızla en adî aldatıcıya kanıyor ve bütün âlem-i İslam ile Avrupa’ya karşı hanedanımızın şeref ve haysiyetini yaralayacak vicdansız bir muamelenin hiç çekinmeden icrasına izin veriyorsunuz?”

Veliaht geçmişi de hatırlatarak Sultan’a üstü kapalı vefasızlık ithamında bulunur: “Mahmud Şevket’in size gösterdiği kaba muameleye ve şiddete karşı merhum biraderiniz Sultan Reşad ve kardeşim Veliaht Yusuf İzzeddin Hazretleri’nin nezdinde, her türlü tehlikeye rağmen hukukunuzu savunmuş ve onları ikna ve cereyan eden adaba uymayan davranışı bertaraf etmeye muvaffak olmuştum. Bugün karşılaştığım menfur muamele bunun ödülü müdür?”

Veliahdın sitemi had safhadadır: “Padişahım! Lütuf ve inayetle idam fermanımı çıkar! Bu dayanılmaz durumu ve kötü sonuçlarını görmemekle mesut olayım. Sadakat gereği ayağınızın toprağına arz ederim ki, bütün önemli hususları kişisel amaçlarına tâbi kılan Ferid’in hıyanetkâr idaresine son veriniz.” Abdülmecid’in sarayı çevresindeki kuşatma bu çıkışa rağmen kaldırılmaz ve bir ay kadar daha devam eder. Veliaht ancak 16 Ekim’de kuşatmadan kurtulur…
 Aksiyon



Bu yazı TaRiH HaBeR SiTeSi tarafından şu tarihte yayınlanmıştır Salı, 22 Mayıs 2012.

DIGER YAZILARI OKUMAK ICIN TIKLAYIN

Yorum ekle

Söz sizde!
* tarihhaber.com üyesiyseniz hemen yorum yapabilirsiniz.
* Henüz üye olmadıysanız yorumunuz yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlancaktır.
* Hemen yayınlansın istiyorsanız lütfen üye olunuz.
* Ahlaki kurallar çerçevesinde yorumlarınızı yazınız.
*******
Not:
* Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Tarih Habe Sitesi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir.
* Sitemizdeki yayınlanan köşe yazıları, araştırma ve makaleler sitemizin değil, yazarının görüşlerini yansıtır.
* Yanlış bilgi verildiğini düşünüyorsanız, kendinizi tanıtıcı bir bilgi eşliğinde yazılarınızı gönderdiğiniz takdirde, yazınız www.tarihhaber.com sitesinde yayınlanacaktır.


Güvenlik kodu
Yenile