TaRiH HaBeR SiTeSi

GELECEĞE IŞIK TUTAN SİTE

Wednesday, May 23rd

Son Güncelleme06:13:38 AM GMT

Haberler

Burdasınız Yazarlar Ahmet Müfit Kutlu Eski İstanbul
 

Eski İstanbul

e-Posta Yazdır PDF

uskudarmeydan1920_2Hatıralarımda kalan bir şehri  özlemle anarım.. Dünyanın en güzel ve en gizemli şehirlerinden biri olan  İstanbul’u..

 

 

 

 

Kaybolan İstanbul’u hep ararım Anadolu’muzun cennet bir köşesinde .Kulaklarımdan hiç eksilmeyen çıngırak sesleri ve martı çığlıklarıyla.

 

Kaybolan eski İstanbul’u hep ararım.

 

Ahşap iki, üç katlı evleri, bana İngilizce dersi veren Özgen Abla’yı, dışarıyı seyretsin diye bebeğini pencereye oturtan Yıldız’ı, bayramda el öpüp bahşiş aldığımız Edip  Amca’yı mazide bıraktım .

 

Etyemez Sultansuyu Çavuşzade Cami sokağından geçen seyyar satıcılar da zaman tünelinden geçip kayboldular.

 

Gözlerimi kapatıp çağırınca geliyorlar “Eskiler alıyom!  Eskiiciii!“

 

Beş çocuklu şakacı Amca’m beliriyor kapının yanında. Eskici’yi çağırıp bir şeyler söylüyor duyamıyorum. Eskici şaşırmış bakıyor. “Ne dedin Amca? “ diye sorduğumda kahkalarla gülüyor “ Benim hanım da eskidi, onu da alır mısın? “ diye takıldım.

 

Cerrahpaşa Hastanesinin karşısındaki boş arsada kurulan bayram yerinde neler yok ki..

 

Kayık salıncaklar, cambazhane çadırları,  macuncular,baloncular, kiralık bisikletler..Hurda demir ve kırık cam satışından elde kazanılan, el öperek toplanan paralar burada yerini buluyor.

 

Samatya ,Cerrahpaşa,Yedikule ve Koca Mustafa Paşa, ücra ve fakir İstanbul.. Ama kapkaçcılık yok, hırsızlık yok, kaldırımlarda üst üste binmiş otomobiller, trafik homurtusu yok.

 

Sırtındaki meşe askılığın iki yanında salınan tenekeleriyle tarihi taş çeşmeye yaklaşan cezaeviden yeni çıkmış olan  sucu Memet ‘in narasıyla kaçışıyor yalakta oynayan çocuklar “ Volta !  Volta ! “

 

Sucu Memet sırım gibi  omuzlarıyla suyu olmayan fukara evlerine su taşıyor. Aldığı üç beş kuruşla nafakasını ve en kötüsü alıştığı esrarın parasını denkleştirmeye çalışıyor. Ama Memet hırsızlık yapmıyor, mahallenin  kadınına, kızına yan gözle bakmıyor. Garp, fakir ama vakur.

 

İstanbul’un taşı toprağı altındır sözüne inanıp köyünü terkedip gelen Kastamonu’lu leblebici sırtında heybesiyle yolun başında belirdi “ Sarı alıyom, bakır alıyom, çinko alıyom…  Leblebici ! “

 

Pencerede Hüsnüye Abla elinde bakır tencereyle yoğurtçuyu bekliyor “Silivri kaymaaak!  Yoğurtçuuu!

 

Turşucunun yolunu kesen çocuklar içine birer parça salatalık konmuş bardaklarda tercihleri kadar acılı tuşu suyu içiyorlar.

 

“ Turşucuuu! Lahna biber tur-şu-su! “

 

Çelik-çomak oynayan, çember çeviren, bilye ,gazoz kapağı oynayan, topaç çeviren çocuklar bir katırı fark edince kenara çekiliyorlar.

 

“ Ey(i) vişne !  Ey(i)  vişne  !!!”

 

Çocuklardan hemen karşılık geliyor  “ Ey vişne – At gibi kişne “

 

Çavuş üzümü satıcısı , at arabalarında hasır sepetler içindeki cam damacanalarda satılan Hamidiye suyu, mevsiminde ortaya çıkan dondurmacılar.. Bezlerle sarılmış iç içe kaplarda talaş ve buzla sarılı dondurmadan hiç yenmez mi?  Külahın üzerine kapak gibi yapıştırılan dondurma erimeden ve yere düşmemesine de dikkat edilerek çabuk bitmesin diye  yalanarak yenir.

 

Pazar günleri oyunlara eşlik eden çan sesleri Yedikule ve Samatya’daki kiliselerden yankılanır. Çocuklar hep bir ağızdan bağırışırlar “Bu gün  günlerden Pazar – Gavurlar azar“

 

Bu masum protestonun dışında büyükler tepki vermezler.

 

Akşam yemeğinde kıvırcık salata ve taze soğan isterse babalar, mahalledeki iki büyük bostandan birinin yolu tutulur. Bostancı, elindeki şişe geçirdiği sicim gibi ince dalın üzerine koca havuzdan aldığı kıvırcıkları ve turpları diziverir.

 

Zaten o gün bizim sokaktan Siirtli balıkçı geçmişse tavada nar gibi kızarmış palamutlar da hazır  demektir. Arkasından tahin helvası yenmezse olmaz.

 

Buzdolabı denilen eşya  ismi duyulup cismi bilinmediğinden  akşam yenecek olan karpuz  file içinde saatler öncesi  kuyuya sarkıtılmıştır.

 

Hele ramazan aylarında bir başkadır  mahalle .. Top atılıp kandiller yanınca çocuklar hep bir ağızdan bağrışırlar  “ Kandiller yandııı  - Oruç bozulduuu “

 

Geceleri saklambaç oynamanın da zevki başkadır ama gündüzleri o kadar çok koşulmuş ve yorulunmuştur ki akşam yemeğini yer yemez köşedeki minderin üzerinde sızılır.

 

O dünyada televizyon, internet  hatta transistörlü radyo bile yoktur. Oyunların her çeşidi arkadaşlarla oynanır. Acayip isimli sınavlar, dershaneler bilinmez. Kursun en iyisi komşu abladan alınır. Ortaokulu bitirenlere devlet kapıları açılır.

 

Ay başı geldi mi maaş hazır .. Merhum Türkçe öğretmenimiz Sakallı Baha Efendi’nin ifadesiyle  “Çocuklar şu ortaokul şehadetnamesini (diploma) almaya bakın. Devlet barem kapılarını açıyor. Aybaşı geldi mi maaş hazır. Bozdur bozdur ye! Bozdur bozdur ye! “

 

Sonra memur olunca kız isteme ve alma şansı da artar “ Ölüsü de para. Dirisi de para “

 

Böyleydi  eski İstanbul’umuz.. Güzel komşuluklar vardı. Yollarımız Arnavut  kaldırımıydı ama yürürken kimse üzerinize çamurlu su sıçratmazdı. Mahallemizde bostanlar, çitlembik ağaçları, incir ağaçları, 25 kuruşa üç filim seyrettiren sinemalar vardı. Hormonlu domatesler. Çirkin beton binalar, motor homurtuları, aynı binada oturup birbirini tanımayan, otobüste, tramvayda yaşlı insan görünce başını cama çeviren insanlar yoktu.

 

Temizdi kıyılarımız. Etyemez tramvay durağındaki demiryolu köprüsünü geçince yıkık surların dibinden denize girerdik.

 

Şimdi gözlerimi kapıyorum artık. Ne zaman çağırsam İstanbul’u, eski bir film gibi hayal ekranımda beliriyor  60 sene öncesinin gizemiyle.

 

Altınoluk sahillerinde ufka dalarken yorgun bakışlarım, ben de Orhan Veli gibi yapıyorum artık.

 

Gözlerim kapalı İstanbul’u dinliyorum.

 Ahmet Müfit Kutlu

Tarih Haber Sitesi

ESKİ İSTANBUL ÜZERİNE ÖNERDİĞİMİZ KİTAPLAR

Bir Zamanların İstanbulu
Eski İstanbul Yaşayışı ve Folkloru
Eski İstanbul'dan Hatıralar
İsmail Dervişoğlu
Eski İstanbul
Celal Esat Arseven
İstanbul Hayatı
Ali Şükrü Çoruk

 



Bu yazı Ahmet Müfit Kutlu tarafından şu tarihte yayınlanmıştır Çarşamba, 23 Mayıs 2012.

DIGER YAZILARI OKUMAK ICIN TIKLAYIN

Yorum ekle

Söz sizde!
* tarihhaber.com üyesiyseniz hemen yorum yapabilirsiniz.
* Henüz üye olmadıysanız yorumunuz yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlancaktır.
* Hemen yayınlansın istiyorsanız lütfen üye olunuz.
* Ahlaki kurallar çerçevesinde yorumlarınızı yazınız.
*******
Not:
* Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Tarih Habe Sitesi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir.
* Sitemizdeki yayınlanan köşe yazıları, araştırma ve makaleler sitemizin değil, yazarının görüşlerini yansıtır.
* Yanlış bilgi verildiğini düşünüyorsanız, kendinizi tanıtıcı bir bilgi eşliğinde yazılarınızı gönderdiğiniz takdirde, yazınız www.tarihhaber.com sitesinde yayınlanacaktır.


Güvenlik kodu
Yenile

Share/Save/Bookmark PAYLAŞ