TaRiH HaBeR SiTeSi

GELECEĞE IŞIK TUTAN SİTE

Wednesday, May 23rd

Son Güncelleme06:13:38 AM GMT

Haberler

Burdasınız Yazarlar Ahmet Müfit Kutlu Generallerin Dansı
 

Generallerin Dansı

e-Posta Yazdır PDF

Hasta ziyaretinin başlamasına kısa bir zaman vardı. Hastane bahçesindeki kameriyeye doğru yöneldiğimde güller arasındaki kanepede oturmakta olan yaşlı bir adam dikkatimi çekti.

“ Selamünaleyküm ! “ dediğimde başını çevirip güleç bir yüzle  “ Aleykümselam ! “ diyerek selamımı aldı. Yavaşça yanına oturdum .

“ Hasta mısın  Dede ! “ diye sorduğumda “ Hayır , ben bu yakınlarda otururum ve zaman zaman dinlenmek için bu bahçeye gelirim . “

Sonra sohbet koyulaştı ve konu her zamanki gibi askerlik hatıralarına kadar uzandı . “ Ben ikinci cihan harbi sonrası askerlik yaparken bizim kumandanımız  Salih Omurtak Paşa idi. Çok meşhur  bir kumandandı . Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın kumandanlarındandı . Yunan Harbinde büyük taarruzda çok büyük kahramanlıklar gösterdi. 1927-30’lu yıllarda da Ağrı Dağındaki Kürt İsyanında muvaffak olmuş . İşte bu Omurtak Paşa bizim kumandanımızdı . Her asker onu severdi.Ben bir gece nöbette uyuya kalmışım . Paşa beni bu halde yakalamış ve çok mahcup , suçlu bir vaziyette karşısında  esas duruşta boynumu büküp beklerken “ Bak oğlum , demişti : “ Senin bir anlık uykun , düşmanın baskın yapması ve arkadaşlarının ölümü demektir. Eğer sizler ölürseniz ben annelerinize ne cevap veririm .. Sizler bana anaların emanetisiniz .”

İhtiyar sözün burasında ellerini yüzüne kapatıp ağlamaya başladı .  Belli ki  60 – 70 yıl önceki mahcubiyeti tekrar yaşıyordu .

Paşa Baba’nın asker evladına uyarısı benim beynimde de zonkladı durdu “ Sizler ölürseniz ben annelerinize ne cevap veririm ! “

 

Bir zamanlar işte böyle paşalar vardı . Askerine  baba gibi davranan ve onların birer emanet olduğunun bilincindeki onurlu paşalar ..

Paşalar (generaller ) bu milletin gözbebeği olan ordumuzun en üst komutanlarıdır . Onlar siyaset üstü saygıdeğer şerefli askerlerdir .

Onlar politika ile uğraşmazlar ziyarete gittikleri köylerin kahvelerinde sohbet ederken “ Hangi partiye oy verdiniz ? “ diye sormazlar “ A partine mi verdiniz , yazıklar olsun . O partiye oy verenlerin elleri kırılsın . Onlar memleketi sattılar .” diye köylüleri azarlamazlar.

Omurtak  paşaların zırhlı araçları , korumaları, villaları yoktu. Onlar bu milletin gönül yoldaşları ve baş tacıydılar. Bu millet onlara sevgi ve saygıyla bağlıydı. Ama sonra yıllar geçti . Paşalara “ general “ denmeye başladı . Türk halkı sarsılmayan  bir vefa duygusu ile subaylarına , kafa yapılarına uymayan siyasi partilere tavır koyup, ellerindeki silahları “ Cumhuriyeti koruma ve kollama “ bahanesiyle millete yönelten bu generallere yine de gönlündeki sevgiyi katıp  “ Paşam “  “ Komutanım “  diyordu.

27 Mayıs 1960 tarihinde genç bir Harbiye öğrencisi olarak Başbakanlık binası önünde ellerimizde silahlarla  mevzilendiğimizde “ memleketi kurtarıyor (!) “ olmanın heyecanı içindeydim .

1961 yılında o generaller  tanımadığım fakat halkın çok sevdiği bir Başbakanı ve iki Bakanı astılar . Yıllar sonra milletimi daha yakından tanıdığımda anladım ki çok büyük bir hata yapılmış asker gırtlağına kadar politikaya bulanmıştı .

22 Şubat 1962  darbe teşebbüsünde Kara Harp Okulu kumandanımız Kurmay Albay  Talat Aydemir’in askerlikten atılması ve Harbiye öğrencilerinin de  ( tekrar siyaset sahnesine çıkan İsmet İnönü’nün onayı ve Meclis’in affıyla ) kurtulması sonucunu doğurmuştu .Ben de dahil isyancılar uzaklardaki görevlere atanarak sürgün edildiler .

Bir yıl sonra 21 Mayıs 1963 ..  Yine Harp Okulu isyanı , bin küsur öğrencinin askerlikten atılması  ve Talat Aydemir ile iki yardımcı subayın idamı …

Sürüldüğüm kentte terfii gecikmiş genç bir asteğmen olarak bir gece nöbette iken  Eskişehir Askerlik Dairesi Başkanı Kurmay Albay’ın  yoldan  yaklaşmakta olduğunu fark edip koşarak karşılamaya  çıktım . Çakı gibi bir esas duruş ve selamla tekmil verince çok memnun oldu . Sonra gecenin ayazında kışlanın merdivenlerinde bana ihtilalcileri anlatmaya başladı . Biraz çakırkeyifti ve tecrübeli bir baba gibi anlattıkça benim ufkum açılıyordu  “ Bunların en kültürlüsü Hürriyet Gazetesi okur . Generaller askerin politikacısıdır “ diyordu .

12 Mart 1971 tarihine gelindiğinde , generallerin kontrolundaki cuntalar ordu içinde  işi azıtmışlar sosyalist bir devrimin planları bile hazırlanmıştı .

Sonra Demirel hükümetinin  muhtıra ile alaşağı edilmesi ve generallerin egemenliği devam edip gitti .

Yıllar boyunca  bir Başbakan’ın asılmasının hüznünü ve milletime karşı duyduğum gizli utancı hissettim .

Nihayet  12 Eylül 1980 askeri darbesini de kader planında yaşadım . Memleketi kurtarmak (!)  için birbirlerini acımasızca öldüren sağcı ve solcu gençlerimiz , kendilerini son bir yıldan beri ellerini ovuşturarak seyreden Generallerin emriyle cezaevlerine tıkıldıklarında , memleket zahiren sükuna kavuşmuş görünse de  insanlık dışı  zulüm ve işkence kapıları açılmış  oluyordu .

Kürt asıllı vatandaşlarımız da bu darbeden nasiplerini aldılar . Diyarbakır askeri cezaevindeki akıl almaz dehşet ve işkencelerle PKK çetesinin çekirdek kadrosu oluşturuldu . Mamak askeri cezaevinde sağcı ve solcu gençler korkunç işkencelerden geçti . İdamlar birbirini izledi. .

1981 yılında Sarıkamış’ta daha 40 yaşında genç bir Binbaşı iken  emekliliğimi istediğimde , generaller cuntasının lideri Kenan Evren , askeri hakimlerle hekimleri istisna ederek “ Bizimle çalışmak istemeyenleri zorla tutacak değiliz “ dediğinde hiçbir pişmanlık duymadan ,arkama bakmadan  çekip gittim .

Yıl 1996 .. İktidarda yine  generallerin sevmediği bir siyasi kadronun koalisyonla da olsa bulunuşu 28 Şubat 1997 muhtırasını getirdi . Hükümet , generallerin emirleri doğrultusunda düşürülmüştü . Başörtüsü mücadelesi ve binlerce inançlı subayın  ordudan atılması ve dindar kesimlerin fişlenmeleriyle (kendi deyimleriyle ) “post modern “ bir askeri darbenin en ince metotları uygulandı . Yüksek yargıçlara Genelkurmay’da brifing verildi ve ayağa kalkan yargıçlar generalleri onursuzca alkışladılar

O karanlık dönemde Türkiye Cumhuriyetinin en ağır ekonomik çöküntüleri ve banka soygunları yaşandı .

2007 Yılına gelindiğinde yine askeri bir muhtıra , 28 Nisan  internet muhtırası yayına girdi . Fakat hükümet bu defa şapkasını alıp gitmedi . demokrasi ve egemenlik mücadelesi bitmedi .  .

Cumhurbaşkanı seçimlerinde , Anayasa Mahkemesi ve muhalefet  gruplarıyla politika tangosunun  en son figürleri denendi.

Görevleri  sadece vatanı dış düşmanlardan korumak   ve askerlik sanatını uygulamak olması gereken Generallerin  politika dansı da 50 yıldan beri bitmedi .

Lav silahları “boru” , ihanet belgeleri “ kağıt parçası “ oldu .

Casus uçaklardan alınan görüntülerde askerlerimizin  PKK tarafından şehit edilişi Genelkurmay’da seyredilirken bu millet hala “ Ben annelerinize ne cevap veririm ! “ diyen  Omurtak Paşaları rahmetle anıyor .

 

E.Binbaşı Ahmet Müfit Kutlu – Altınoluk



Bu yazı Ahmet Müfit Kutlu tarafından şu tarihte yayınlanmıştır Çarşamba, 23 Mayıs 2012.

DIGER YAZILARI OKUMAK ICIN TIKLAYIN

Yorum ekle

Söz sizde!
* tarihhaber.com üyesiyseniz hemen yorum yapabilirsiniz.
* Henüz üye olmadıysanız yorumunuz yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlancaktır.
* Hemen yayınlansın istiyorsanız lütfen üye olunuz.
* Ahlaki kurallar çerçevesinde yorumlarınızı yazınız.
*******
Not:
* Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Tarih Habe Sitesi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir.
* Sitemizdeki yayınlanan köşe yazıları, araştırma ve makaleler sitemizin değil, yazarının görüşlerini yansıtır.
* Yanlış bilgi verildiğini düşünüyorsanız, kendinizi tanıtıcı bir bilgi eşliğinde yazılarınızı gönderdiğiniz takdirde, yazınız www.tarihhaber.com sitesinde yayınlanacaktır.


Güvenlik kodu
Yenile

Share/Save/Bookmark PAYLAŞ