TaRiH HaBeR SiTeSi

GELECEĞE IŞIK TUTAN SİTE

Wednesday, May 23rd

Son Güncelleme06:13:38 AM GMT

Haberler

Burdasınız Yazarlar Ahmet Müfit Kutlu Bu Millet Salgın Hastalıklardan Çok Çekti
 

Bu Millet Salgın Hastalıklardan Çok Çekti

e-Posta Yazdır PDF

Tarih boyunca her milletin yaşamında salgın hastalıklar olmuş ,on binlerce insanın hayatına mal olarak derin izler bırakmıştır .

 

İstanbul’un fethinden yıllar sonra görülen ilk büyük salgın vebadır . 1591 Yılı ekim ayında görülmeye başlayan veba kısa zamanda şehre yayılarak salgın halini aldı . Günde 500 kişi ölmeye başlayınca Padişah III.Murad sarayı terk ederek Edirne’ye gitti.

Esnaf hastalık korkusundan  dükkan açmayınca halk aç kaldı . Kesin rakamı bilinmeyen bu korkunç veba salgını bilerce can aldı .Altı ay devam etti .

 

1625 Yılında görülen ikinci büyük veba salgını İstanbullulara daha büyük korku yaşattı . Bayrampaşa vebası adıyla anılan bu salgın iki ay devam ederek on bini aşkın insanın ölümüne sebep oldu .

 

Daha sonra 1650 ve 1655 yıllarında görülen iki salgından sonra 19. yüz yıla kadar sakin bir döneme girildi .

1812 Yılında İstanbul’a gelen küçük bir yelkenli bir bela teknesi gibi limana yanaştı . İzmir’den gelen bu gemiden yayılan veba mikrobu önce Galata ve Pera (Beyoğlu) semtlerine sıçradı . Fener ve Kumkapı’ya atlayan veba salgınında her gün yüzlerce insan evlerde , yollarda , bazen yürürken düşüyor ve ölüyorlardı .

Salgın çok şiddetlendi . Ölü sayısı günde üç bini buldu . İstanbul ve Galata’daki salgın yuvası haline gelen bekar odaları yıktırıldı . Alınan bütün tedbirlere rağmen hastalık ancak on ay sonra kasım ayında önlenebildi .

 

Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından bir yıl önce 1825 tarihinde çiçek hastalığı salgını başladı . Bazı günler 5 bine yakın cenaze kaldırılıyordu .

 

Bir yıl sonra hükümetler üzerinde vesayet kuran

darbeci Yeniçeri Ocağı kışlaları topa tutularak yıkılırken , binlerce yeniçeri kılıç ve baltalarla İstanbul sokaklarında katledildi . Halk o kadar nefret doluydu ki yeniçerilerin mezar taşları bile kırıldı . Kangren olmuş kol , koparıldı .

 

1831 Yılında ise önce adı konulamayan başka bir salgın başladı . İlk aylarda 4 bine yakın insanın ölümüne sebep olan hastalık kolera idi . Çareler bulunana kadar 6 bin insan bu hastalıktan can verdi .

1859 Yılındaki kolera salgınında 10 bin , 1877 yılında aynı hastalıktan 15 bin insan öldü .

 

1912 Yılındaki kolera salgınında içlerinde ordu mensuplarının da bulunduğu 10 bin insan , evlerde , yollarda sapır sapır dökülerek can verdiler . Sarayburnu ve Yeşilköy karantina bölgesi ilan edildi .

Cumhuriyet ilanından sonra İstanbul’da mikrobiyolojik salgın hastalık görülmemiştir .

 

1929 Yılında  çiçek , 1937’de tifo , 1943’de çiçek  ve tifüs salgınları geçmiş devirlerdeki salgınlara oranla önemsiz kalmışlardır .

 

Şeflik döneminden sonra Türkiye Cumhuriyeti’nde “ biyolojik “ değil de “ ideolojik “ değişik salgınlar başlamıştır . 27 Mayıs 1960 Tarihinde Silahlı Kuvvetler eliyle  , yasal bir hükümet ve  Türkiye Büyük Millet Meclisi dağıtılmış , Cumhurbaşkanı,Başbakan,Meclis Başkanı , Genelkurmay Başkanı , Kuvvet Komutanları , Bakanlar ve  millet vekilleri tutuklanarak bir adaya hapsedilmiş , Başbakan ve iki Bakan boyunlarına kement bağlanarak idam edilmişlerdir .

 

Daha sonraki yıllarda bu askeri darbe salgını devam etmiş , 22Şubat1962, 21 Mayıs 1963 , 12 Mart 1971 tarihlerinde yasal düzen zorlanmış , 12 Eylül 1980 tarihinde yapılan askeri darbe sonucu  on binlerce insan tutuklanmış , işkence görmüş , idam edilmiş ve yıllarca suçsuz yere hapis yatmışlardır .

 

28 Şubat 1997 Tarihindeki askeri darbe ise ‘postmodern ‘ adıyla tanınmış , gerek ekonomik alanda gerekse Türk toplum hayatında kapanması zor yaralar açmıştır .

 

Tarih boyunca mikrobiyolojik salgınların sadece  beden üzerinde yaptığı zararlardan çok daha fazlasını Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihinde , sosyolojik hayatta ağır yaralar açan, toplum psikolojisini bozan , insan haklarını ayaklar altına alan , demokrasiyi rafa kaldıran   ASKERİ  DARBE salgınları yaşanmıştır. ..



Bu yazı Ahmet Müfit Kutlu tarafından şu tarihte yayınlanmıştır Çarşamba, 23 Mayıs 2012.

DIGER YAZILARI OKUMAK ICIN TIKLAYIN

Yorum ekle

Söz sizde!
* tarihhaber.com üyesiyseniz hemen yorum yapabilirsiniz.
* Henüz üye olmadıysanız yorumunuz yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlancaktır.
* Hemen yayınlansın istiyorsanız lütfen üye olunuz.
* Ahlaki kurallar çerçevesinde yorumlarınızı yazınız.
*******
Not:
* Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Tarih Habe Sitesi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir.
* Sitemizdeki yayınlanan köşe yazıları, araştırma ve makaleler sitemizin değil, yazarının görüşlerini yansıtır.
* Yanlış bilgi verildiğini düşünüyorsanız, kendinizi tanıtıcı bir bilgi eşliğinde yazılarınızı gönderdiğiniz takdirde, yazınız www.tarihhaber.com sitesinde yayınlanacaktır.


Güvenlik kodu
Yenile

Share/Save/Bookmark PAYLAŞ