Bugün, İstiklal Marşımızın Kabulünün 90. yıldönümünü heyacan içinde kutluyor ve Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u şükran ve minnetle anıyoruz.
Ne kelimeler, ne nidalar, ne de içimizden geçen nağmeler, Milli Şairimiz Mehmet Akif’i anlatmaya yeter. Orhan Veli’nin de söylediği gibi kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir an.
Yıl 1921. Birinci Dünya Savaşı’ndan yorgun çıkmış Türk halkı, cansiperane bir şekilde, vatanını düşman işgaline karşı müdafaa etmektedir. Bu günlerde, Milli Mücadelenin anlamını ve milletimizin bağımsızlık duygusunu dile getirecek, ödüllü milli marş yarışması tertip edilir. Yazılan 724 şiirden hiçbiri, milli marş olacak yeterliliğe ulaşamaz. Akif’in de deyimiyle, bir milli marş parayla yazılamazdı zaten.
İstiklâl mücadelesini ebedileştirecek mısralar, ancak mukaddes değerler uğruna yapılan mücadelenin ruhunu taşıyan ve bunu bütün benliğinde hisseden bir kalemden çıkabilirdi.
Ödül almamak kaydıyla Mehmet Akif Ersoy, Türk halkının bağımsızlık duygusunu yansıtan, milli mücadele azmini artıran bir şiir kaleme alır. Bu şiir, 12 Mart 19 21’de, alkışlar eşliğinde, Meclis kürsüsünden defalarca okunarak Milli Marş olarak kabul edilir.
Mehmet Akif, Türk insanının neler yapabileceğini çok iyi biliyordu. Çok gerilere gitmeye gerek yoktu. Asımın nesli, düşmanın devrin son teknolojik silahı karşısında, imanı ile karşı koymuş, bir destan yazmıştı. Dünyaya, “Çanakkale geçilmez.” dedirtmişti. Asımın neslinin bu başarısı karşısında Akif,
Asımın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek,
Çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.
mısraları ile halkının bağımsızlık duygusuna olan inancıyla, bu topraklarda, başka bir bayrağın dalgalanamayacağını ifade ediyordu.
İstiklal Marşımızı yazarken, kaleminden akan mürekkep değil, vatan toprağına düşen şehitlerimizin kanıydı adeta. Kaleminden dökülen kelimeler, bir askerin bağımsızlık uğruna attığı, bir savaş narasıydı. Korkma! Korkma! diyordu.
Türkün bağımsızlık duygusu, iliklerine kadar işlemiş olmalı ki Akif’in, İstiklal Savaşının sonucunu tahmin etmesi zor olmamıştır. Ve şöyle seslenir Türk halkına;
Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Milli mücadelenin devam ettiği günlerde, yüreğindeki imanla, düşmanın tehdidine gülen, vahşiliğinden korkmayan kahraman askerlerimizi, artık tarihe gömmenin imkanı kalmamıştır.
Çanakkale Savaşında ve Kurtuluş Savaşında yüz binlerce şehit vermiş, imkansızlıklar içinde acının en büyüğünü yaşamış olan Türk halkının, bir milli marş daha yazdıracak dramı yaşamaması için Akif’in dilinden dua niyetinde şunlar dökülür.
“Allah bu millete bir İstiklal Marşı daha yazdırmasın.”
Her karışının şehit kanıyla sulandığı bu cennet vatanda,
Yaşabiliyorsak eğer, şuan rahatça,
Aldığımız her nefeste, borçluyuz Şuheda’ya,
Öylesine değil, gönülden sahip çıkmalıyız, dilimize, bayrağımıza, marşımıza.
Erdal Şahin
















PAYLAŞ