Teknolojinin gelişmesiyle birlikte Türk toplumu da teknolojiyi kullanıyor. Toplumun büyük bir çoğunluğu zamanının büyük bir kısmını ekran başında geçiriyor. Bilgisayar ekranı ya da TV ekranı.
Bir zamanların lüks kullanım aletleri artık nerdeyse her evde var. Ekran kalitesi olarak iyi bir düzeye sahip olmasa da fazla bir alternatif olmadığı için toplum dizikolik olmuş durumda. Her akşam muhakkak bir ya da birkaç dizi dolanıyor ekranlarda. Bunlardan yayın hayatı kısa süreli olan da var uzun süreli olan da var. 5-10 yıldır Türk toplumunu ekranlara kilitleyebilen diziler de var. Kimileri yeni bir senaryo kimileri romanlardan uyarlama.
Yaprak Dökümü bunlardan biri. Reşat Nuri Güntekin’in romanından uyarlanan ve yaklaşık 4 yıldan fazla süredir ekranlarda olan dizi halkı ekranlara kilitleyen final bölümüyle sona erdi. Sona erdi ermesine ama bir gerçeği de ortaya çıkardı. Dizinin finalinde basit ama büyük bir hata yapıldı ve böylece senaristlerin ne kadar da dikkatsiz davrandıklarını anlaşıldı. Yaklaşık 4 yıldan fazla bir süredir insanları ekranlara kilitleyen bir dizinin senaristleri, izleyicileri resmen alayı almış oldu. Ne mi oldu?
"Yaprak Dökümü’nün final sahnesinde gözden kaçan bir hata dikkat çekti. Efsane dizi Yaprak Dökümü, beklendiği gibi acıklı bir bölümle bitti. Dizinin son yıllarında artan duygusallık etkisini son bölümde de gösterdi. Özellikle, dizide Ali Rıza adlı baba karakterini canlandıran Halil Ergün’ün ölüm sahnesi izleyenleri göz yaşlarına boğdu. Dizide binbir türlü dram ve acı yaşayan Tekin Ailesi, bu son olayla yolun sonuna geldi. Ali Rıza Bey’in ölümüyle aile, Trabzon’a dönme kararı aldı. Ancak dizinin senaristleri tam da bu noktada ciddi bir hata yaptı. Final bölümünün sonlarına doğru aile, Haydarpaşa Garı’na geliyor ve trene binmek üzere İstanbul’da kalanlarla vedalaşıyordu. Vedalaşmadan önce Şevket, gişeye gitti ve ’Trabzon’a 2 tam 1 öğrenci’ diyerek tren bileti aldı. Gişe memuru biletleri düzenleyip, Şevket’e verdi ve vaktinin az kaldığını trenin kalkmak üzere olduğunu belirtti. İşte hatada tam da buradaydı. Çünkü, Trabzon’a ne tren yolu var, ne de bir tren seferi."
Diziyi izleyen Trabzonlular sevinmişlerdir herhalde bir an olsun. Hatta duyduk ki, Temel hemen telefona sarılmış Dursun’u aramış.
Temel: Ula Dursun duydin mi?
Dursun: Ula neyu duydim mi?
Temel: Ula habu bizim memlekete Tren geli?
Dursun: Deme ula, nerden geli?
Temel: İstanbul’dan geli, hem de Ali Rıza Emminin uşakları geli.
Dursun: Deme ula, neyse en azundan Önüne gidelum de paş sağluğu dileyelum.
Temel: Tamam gidelum. Ama ben trengarunun yerinu bilmeyrum.
Yani anlayacağınız güzel bir Temel-Dursun fıkrası çıkar buradan. Bizleri yaklaşık 4 yıldan daha fazla ekranlara kilitleyen bu dizinin senaristlerin Türkiye konusunda ne kadar da cahilce hareket ettiğini gösteriyor. Hadi senaristleri bu hatayı yaptı bu dizinin yayınlandığı kanalın çalışanları dizileri bir kez olsun izlemeden mi yayına veriyorlar. Bunu da anlamak zor doğrusu.
Yine Atv anahaber programını izliyorum. Sunucu öyle bir haberden bahsediyor ki kendisi çok şaşırmış bizim de şaşırmamızı bekliyor. Neymiş efendim, Kuzey yarım kürede kar varmış güney yarım küre ise sıcaktan yanıyormuş ve bu ne biçim çelişkiymiş! Aynı anda iki yarım kürede farklı mevsimlerin yaşandığını bilmeyen insanları getirip haber de sunduruyorlar ya bu ülkede, gerisini siz düşünün. Şimdi siz tüm bunlardan sonra TV’yi bilgi kaynağı olarak kullanın.
İnsanların zamanının çoğunun ekran karşısında geçtiği bir gerçek. Artık TV yayıncıları daha duyarlı ve daha bilinçli insanları programlarında çalıştırmalılar.
Erdal ŞAHİN















PAYLAŞ