TaRiH HaBeR SiTeSi

GELECEĞE IŞIK TUTAN SİTE

Wednesday, May 23rd

Son Güncelleme06:13:38 AM GMT

Haberler

Burdasınız Yazarlar Tarık Sezai Karatepe

Tarık Sezai Karatepe

Hama’da bir Nusayri!

e-Posta Yazdır PDF

Halepçe…

Tekin Alp namıyla ün salan Moiz Kohen, Siyon bir fanatik, piyon bir klikti.

Hayim Naum’la birlik olup, vahdeti tez elden yok eden Mason tezgahının, haçlı-taçlı sembolüydü.

Gerilerden Mişel Eflak, artıkları topluyor, Şam’ın gülleri bir bir soluyordu. Irkçılık bir insanlık suçuydu, Osman Gazi’nin Yurdu’nu kasıp kavuruyordu.

Kuşatmacı 'Sol', Aldatmacı 'Sağ' !

e-Posta Yazdır PDF

“Sen bizi, atalarımızın izinden vazgeçirmeye mi çalışıyorsun?”, “Andolsun seni taşlarız ya da süreriz ülkemizden!” mantığı yeni değil.

İnsan değişmiyor sonuçta.

Ritüeller aynı. Piramit’e girerken uygulanan  protokol,  geçerli bugün. Dikili taşlara yapılan tazim, korunuyor, aynıyla. Kime ağlama numarası çekilecek, kim kimle tokalaşacak, eldivenli ellerle… Günler öncesinden provalar.

Roma Konseyi, Mısır Diktası… halka rağmen kalabilmiş, ayakta. Sonra bir gün, Vezüv kavurmuş; Sodom ve Gomore’nin taşlaşmış bedenleri kalakalmış ortalıkta. Yer ile yeksan olmuş Firavun. “Benim!” dediği Nil, almış bünyesine.

……………………

İbrahim Önder’in tuhafına giden, ‘kendine bile hayrı olmayan’a tapınmaktı.  “Benim Rabbim, güneşi doğudan getiriyor. Sen de batıdan getir!”i örtbas etmek için atılması gerekiyordu, ateşe. Ateşin Sahibi, Habib’ini teslim eder miydi düşmana?

Nemrut’un akıllara zarar taş heykelini taşımışlar, taş kafalar. İbrahim’in Çağrısı’nı unutan ‘çağdaş bünyeli gelişmiş akıl (!)’, koşuyor tan yeri ağarmadan Nemrut Dağı’na. Dağda ıslık çalıyorlar, ahmakça.

Lut Resul’e diklenen halkının helakine yol açmıştı, ensest ilişki. Milyon sene sonra, ‘Yenilikçi Muhafazakar Bakanlar Kurulu’kararıyla meşrulaştı, azgınlık.

‘Erkekle kadın evlenir.’ maddesi, ‘İki kişi evlenir’e dönüştü. Kasetleri satılıyor uluorta, ‘Türkiye onlarla gurur duyuyor.’ Bir de ekranlara çıkıp, ‘Biz evleniyoruz!’ diyorlar. Lakin çocukları olmuyor, nedense(!)

İsviçre bile utanıyor, ısmarlama medeni kanunla. “Biz size böyle mi teslim ettik!” diyor. “Mecelle’yi terk edince.”

Aydınlık’tan önceki Mekke, yaşamış karanlığı. Utbe, Leheb, Cehil… Kabe’yi doldurmuş putlarla. Her güne bir put. 360 adet. 4’ü daha saygın. İtibarlı öbürlerinden.

“Aman ha, fazla yaklaşmayın. Azabı dokunur sonra. Çelenginizi bırakın. Bir de en sevdiği yemekleri, ihmal etmeyin sakın! Rejim tehlikeye düşünce  yalvarmayı bilirsiniz!”

Yolculuk için helvadanmış putları. Tapınıyorlarmış, tapınıyorlarmış; sonra yiyorlarmış bir güzel. Ya bugün? Gecenin bir yarısı önünden geçse bir çocuk, -maazalah- altına kaçırır, karanlık surattan.

Tunç Devri geri mi geliyor, nedir?

…………………

“Sana inanacağız; ama şu yanındaki fakirleri bir kovsan!” mantığı bugün, “Paran yoksa slogan atarsın, yoksa allame i cihan olsan aday yapmayız seni!” şeklinde tezahür ediyor, partilerde. Bir zengine içgüvey girmişsen daha kolay aday olman!

“Gençler bugün pankart astılar, direğe çıktılar hiç korkmadan. Ya çarpsaydı elektrik! Onun için simitle, biraz peynir alalım yavrucaklara. Azıcık da zeytin. Çayın altına su çekin. İçsinler bir güzel. Lazım oluyorlar, her zaman!” deyip, ‘davadan nemalanan’ aristokrasisini üretti, sağ.

Benzedi ‘öteki’ne. Seçimlerde Filistin, başörtüsü, dar gelirli… Ya sonra… Ceplerde lig fikstürü, kulüpte delege seçimi, aynada yolunmuş sakal!

Avşar kızı aile dostun. “İtibarı zillet de aramayın!” Yüce Fermanı rafa kaldırılsın. Biri zekatını verse ömür boyu ihya olacak vakıflar, dernekler… üyelerin kuruş aidatına tamah ediyor adeta.

………………………..

Referanduma hiçbir dikta razı olmadı. Olur ya, meçhul olmayan faillerin hesabı sorulur, diye. Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru da neydi?

“Ben giderim mahkemeye, itirazı ben yaparım! Sen de kim oluyorsun?” korkulu rüya görmenin sonucuydu.

Halkın haddine miydi ki, iki satır yazıp, “tck’nın şu maddesi, anayasa’nın bu fıkrası, yönetmeliğin şu bendi, tüzüğün şu başlığı… insan haklarına aykırı!” desin(!)

500 çeşit maaş rejimi hiç gündeme gelmesin. Yargı-siyaset-ticaret üçgeni ağza bile alınmasın. Abromovitz’in bir haftalık kaçamağı saklansın, halktan.

“Onlar dağda kart kurt ses çıkaran dağ Türkleri. Kürt diye bir şey yoktur!” Kenanizmi, 100 bin canın hesabıyla göçsün Öte Dünya’ya!

Yine bir eli yağda, öbürü balda kalsın evrak takipçileri. Yine milyonlar, “Aman sağcı-muhafazakar-mukaddesatçı iktidarımıza zarar gelmesin!” diye, “Başörtüm kimliğimdir!”den vazgeçsinler.

“Hahamlarını Rab edinenler!” e benzesinler. ‘Yüce Kitap ne diyor?’ yerine, ‘Kanaat önderimiz ne buyuruyor?’ a odaklansınlar.

Haramları helalleri la yüs’el hocalar belirlesin. İznik Konsülü hayata geçsin; yeniden yorumlansın, Artuklu Üniversitesi’nde. “Zalime karşı koymak caiz değildir!” densin, Mardin’de. 7 asır sonra.

Senin gücün yetmez!

Teymiyye’nin etkisini kıracakmış, Mardin’de. Bir solukta hırpalayıp, sonra indirecekmiş abondoneyi. Yok öyle!  Mardinli Teymiyye, Moğol katillere pabuç bırakmamış anlaşılan. Acısı çıkmamış, belli.

İngiliz düşünce kuruluşu arkada, Artuklu’nun rektörü önde, ‘reelpolitikçi’ sağda, ‘yedi şamdanlı’ müttefik solda… Koşuyorlar dört nala.

Doğduğu yerde vurmak, müebbeden susturmak için Mardin. Ne ki tağuta boyun eğmeyen yapısı, bitmeyen çilesi, diyar diyar gönderilişi bile rahatını düşünmediğini gösteriyor.

Teymiyye niye rahatsız etti bugün?

……………………….

Yargılamak için halkı, biri laiklikten, öteki bölücülükten vursun abalıya. Tecrübeleri var, ne de olsa!  “Bunlar erkek değil, ürkek!”desinler. Antalyalı vekili, lidere takdis edip, “Türk kızı saçını göstermekten çekinmez!”e çevirsinler. Müfessirleri Ankara İlahiyat’tan!

“Sizi tanıyamamışız. Meğer siz de bizim gibi vatansevermişsiniz. Milliyetçiliğin sağ’ı olur da, sol’u olmaz mı? Bir de bakın dincilere! Çanakkale’de köklerini kurutmasaydık, kök sürebilir miydik Gökalp’le!”

Beklenen oldu. En uyumlu koalisyondu, ikisinin yaptığı. Bir de nakavttan yeni çıkmış Çayelili oğlan… Değiştiremeyen değişir.

…………………………..

MHP, CHP’ye katılmış bile. Ayak sesleri duyuluyordu; lakin zaman aldı biraz. Şimdi memnun, iki taraf da.  Rol kesmenin faydası yok. Birleştirmek lazım güçleri. Öyle ayrı durmak, yakışık alıyor muydu hiç! Sonunda dilleri de benzedi birbirine.

Terör merör hikaye. Asıl düşman ‘öteki.’ Nitelikli azınlık, nicelikli çoğunluğa galip gelir. Sonra ‘azınlık’ olur, Asım’ın nesli!

Başörtüsünü “sol” bırakır, “sağ” yasaklar. Biri inkarcı, diğeri imkancı!

Tarık Sezai KARATEPE

Uludere kan akmasın, Hantepe can yakmasın!

e-Posta Yazdır PDF

Sana rest mi çekti, zarf mı attı, blöf mü yaptı, tezgah mı kurdu, komplo mu planladı, tehdit mi etti, ayak mı diredi, dirsek mi gösterdi, sırt mı çevirdi?

Amirisin. Koy kapıya. Vatan evladı saymakla bitmez. Değiştir mevzuatı. Al birini, getir ötekini. Sonra aç, kirli defteri:

“Sen misin, 30 kamerayla canlı canlı izleyip, bıyığı yeni terlemiş erleri yem diye sunan…! Günah galerin renkli. 26 sene geçmiş, adım atmamışsın.

Çevirme yapıp bırakmışsın. Elini kolunu sallayarak girmiş, karakolun dibine. Can havliyle çarpışmış, er, erbaş; ast, üst… Sen izlemişsin, BBG evi gibi. Özel Kalem’e, ‘şehitlerimize rahmet, kederli ailelerine başsağlı’ mesajı havale etmişsin.

Sarıkamış’ta Ergenekon izleri!

e-Posta Yazdır PDF

 

sarikamiz_1111Frankfurt gar görevlisi, alay ile karışık Germen gururuyla:  “Bu tren Enverland’a gider!” sadasını alabildiğine yükseltmiş, Cihan Ülkesi’ni ‘Bir Haris Adamın Yurdu’na benzetmişti.

Üçüncü mevkide üç günlük yer tutanlar, kıyasıya bir tartışmanın içinde buldular kendilerini. Erivan şiveli Mutafyan, sanki Sarı Gelin’i besteler gibi:

Kore: Göz göre göre!

e-Posta Yazdır PDF
koredizisi5İstanbul’da Kapalıçarşı… Vakit akşamdır…

“Hep mazlumun yanında, zalimin karşısında hep! Her yerde, her zamanda!

Engizisyon Madrid’inde Ziyad’ı gözleyen de, Kudüs’ün fethini Selahaddin’den isteyen de, ‘Sultan Mehmet gelecek, dertler bitecek!’ diyen de, ona ‘Fatih’i layık gören de şehrin mazlumları, Teslis’in Mağdurları…